Bİ' KİTAP ÖNERİP GİDİCEM

Bu yazıyı yazmasam olmazdı çünkü kafasının içinde her zaman konuşan birisi olarak karşımda biri varmış gibi öneri kitabımız (Yazar burada kitabın adını vermeyip gizem yaratmaya çalışıyor.) hakkındaki düşüncelerimi, kitabı ne kadar sevdiğimi anlatıyordum. Bende "Bu iş böyle olmaz, bloğum ne güne duruyor"diyerek buralara geldim. Hem ne zamandır ben-ce kategorisine yazı eklemiyordum. Cuk oturdu.


Kitabımızın ismi: Genç Werther'in Acıları




 Yazarı Johann Wolfgang Von Goethe olan kitabımızın kapağını ilk açtığınızda sizi şöyle tatlı bir yazı karşılıyor.

"Zavallı Werther'in hikayesi ile ilgili bulabildiğim her şeyi büyük bir titizlikle topladım ve burada size sunuyorum, bu nedenle bana müteşekkir kalacağınızı biliyorum. Onun ruhuna ve kişiliğine hayranlık ve sevgi duymaktan, yazgısına gözyaşı dökmekten kendinizi alamayacaksınız.

Ey güzel insan, sen de onun gibi bir tutkunun esiriysen, onun acıları sana avuntu olsun, eğer yazgından veya kendi hatandan dolayı bir arkadaş bulamıyorsan, bu küçük kitap dostun olsun."

Kitap Werther'in dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplar şeklinde sürüyor. Gittiği yerde Lotte kızımıza aşık olan Werther, umutsuz bir aşkın içinde buluyor kendini. Zengin bir ailenin kızı olan Lotte nişanlı. Başlarda mutluluğu ve huzuru yakalayan Werther bir süre sonra bunu kaybediyor ve her an acı çekmeye başlıyor. Artık onu heyecanlandıran doğa, ruhuna iyi gelen Lotte, ona yalnızca acı veriyor. Kitabın sonunda acılara dayanamayan Werther ne yazık ki intihar ediyor.

Ah Werther, seni özlüyorum.

Mektupları okurken duyguyu almama ihtimaliniz yok. Betimlemeler mükemmel, anlatılan aşkın büyüklüğü ağzınızı açık bırakıyor.

 Kitabı okurken Werther'e bolca ağladım, Lotte'ye kızdım, Albert'e üzüldüm. Kitabın ortalarında ise şöyle bir olay yaşadım:

Dediğim gibi, kitap mektuplar şeklinde ilerliyor ve mektupların tarihine dikkat ederek okuyordum romanı. Doğum günü tarihimde ne yazıldığını merak ederken 28 Ağustos'a ulaştığımda Werther'in "Bugün benim doğum günüm" yazısını okudum. Yüzümü bir gülümseme kapladı. Altta çevirmen notu olarak yazan şey ise yüzümü daha çok gülümsetti.
"Aynı zamanda Goethe'nin de doğum günü"

Kitap çok çarpıcı ve güzel. Yayımlandığı yıllarda kitaptan etkilenip intihar eden birçok şahıs olması romanın ne kadar etkileyici olduğunun da bir göstergesi.

En sevdiğim kitaplar listesinde 1. Sırada yerini aldı ve hala koruyor. Okul zamanı kitap okumamaktan yakınırken tatil için kitaplar almıştım kendime, iyi ki bu kitabı da görmüş ve almışım diyorum şimdi. Şuraya altını çizdiğim  birkaç alıntı bıraktıktan sonra defolup gideceğim canlarım.

***

İnsan aslında karmaşık bir varlık değil. Çoğunluğu zamanın büyük bir bölümünü yaşamak için kullanıyor, geriye kalanı ise, özgür oldukları küçük zaman diliminden öyle korkuyor ki, ondan kurtulmanın her türlü yolunu deniyor. İşte insanın değişmez yazgısı!


•Böyle mi olacaktı, insanı sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün kaynağı mı olmalı?

•Ah bu boşluk! Göğsümün içinde, şurada hissettiğim bu korkunç boşluk! -Eğer onu bir kez olsun, bir kez olsun şu kalbe bastırabilsen, bu boşluktan eser kalmaz diye düşünüyorum çoğunlukla.-

Ve dostum, bu küçük meselede de bir kez daha gördüm ki, yanlış anlamalar ve ihmaller, dünyaya şerden ve günahkârlıktan çok daha fazla kötülük getiriyor.


Kitap gerçekten çok güzel.

Görüşmek üzere! :')












0 yorum:

Yorum Gönder